Ağaçlardaki Yosun Her Zaman Kuzeyi Göstermez: Ormanda Yön Bulmanın Gerçekleri
Ormanda Yön Bulma Sanatı
Yazar: Orman MümessiliYayın: 4 dk okumaTemel seviyeDoğu Ladini Meşcereleri
Sisin vadiden yukarı doğru sessizce tırmandığı, çürümüş yaprak ve ıslak toprak kokusunun genzinizi yaktığı o gri saatler... Gökyüzü tamamen kapanmış, güneşin nerede olduğuna dair en ufak bir iz bile yok ve sırtınızdaki çantanın perlonları nemden ağırlaşmaya başlamış. Böyle bir anda pusulanız yoksa ya da bozulduysa, aklınıza çocukluktan beri kulağınıza çalınan o meşhur şehir efsanesi gelir: "Ağaçların yosun tutan tarafı kuzeyi gösterir."
Eğer yoğun bir ormanın kalbindeyseniz ve sadece bu bilgiye güvenerek adım atıyorsanız, kendi etrafınızda daireler çizmeye şimdiden hazırlanabilirsiniz.
Yosunların pusula niyetine kutsanmasının arkasında aslında basit bir mantık yatar. Kuzey Yarım Küre'de güneş ışınları güney cepheden vurur. Doğal olarak bir ağacın güneye bakan gövdesi daha çok güneş alır, daha hızlı kurur. Kuzeye bakan yüzeyi ise gölgede kalır ve nemi korur. Ancak yosun dediğimiz canlı, yön duygusu olan bir organizma değildir; onun tek derdi nem ve gölgedir. Orman ise laboratuvar ortamı gibi tek tip ışık alan düz bir ova hiç değildir.
Sık bir orman örtüsünün (kanopi) altına girdiğinizde güneş ışığı zaten tabana inemez. Hele ki derin bir dere yatağındaysanız, kuzeyden değil de batıdan esen nemli rüzgarları alan bir yamaçtaysanız, yosun gövdenin her yerini bir yorgan gibi sarar. Hatta bazen güney cephede akan küçük bir şelalenin serpinti nemi, ağacın sadece güney tarafını yemyeşil bir yosun tabakasıyla kaplayabilir. Yani yosun size kuzeyi değil, suyun ve gölgenin nereden geldiğini söyler.
Peki arazide pusulasız kaldığınızda doğayı gerçekten nasıl okuyacaksınız? Tek bir işarete bel bağlamak yerine, ormancılıkta ve sahada kullandığımız çapraz doğrulama adımlarını devreye sokmalısınız:
- Yalnız Ağaçları Seçin ve Yüksekliğe Bakın: Sık ormanın içindeki ağaçları unutun. Açık bir alanda, etrafı diğer ağaçlarla kapatılmamış tek başına duran bir ağaç bulun. Gövdenin hemen dibine (toprak neminden etkilenir) veya kök boğazına değil, yerden en az iki metre yukarıdaki dikey gövde yüzeyine odaklanın. Gerçek güneş-gölge farkını ancak orada görebilirsiniz.
- Dalların ve Taç Yapısının Asimetrisini Okuyun: Ağaçlar güneşe doğru uzanır. Açık alandaki bir ağaca uzaktan baktığınızda, güneye bakan dalların daha gür, daha uzun ve yere paralel uzandığını; kuzeye bakan dalların ise daha cılız, kısa ve gökyüzüne doğru dik açıyla çıkmaya çalıştığını fark edersiniz.
- Kabuk Dokusunu ve Çatlakları Kontrol Edin: Güneş gören güney cephedeki ağaç kabukları, ısı değişimlerinden ve kurumadan dolayı genellikle daha kalın, sert ve derin çatlaklıdır. Kuzey cephedeki kabuklar ise daha ince, pürüzsüz ve elinizi sürdüğünüzde nemlidir.
- Topografya ve Kar Erimesini İzleyin: Bakı faktörü asla yalan söylemez. İki yakası olan bir vadideyseniz, güneye bakan yamaçlar güneşi dik aldığı için oradaki karlar her zaman daha erken erir, toprak daha kurudur. Kuzeye bakan yamaçlarda ise kar haftalarca yerde kalır ve çamur hiç kurumaz.
- Karınca Yuvalarını Gözlemleyin: Orman karıncaları, yuvalarının iç ısısını korumak için toprak yığınlarını genellikle ağaçların veya kayaların güney cephesine, yani sabah güneşini ilk ve en uzun süre alan sıcak tarafa inşa ederler.
Doğa, aceleci gözlere kolayca tuzak kurar ama sabırla bakanlara her zaman birden fazla ipucu bırakır. Bir ağacın gövdesindeki yeşilliğe bakıp karar vermeden önce başınızı kaldırın, rüzgarın nereden estiğini yüzünüzde hissedin ve ormanın tamamını tek bir cümle gibi okuyun. Göreceksiniz ki, kaybolmak aslında sadece etrafınızdaki işaretleri dinlemeyi bıraktığınızda başlar.

Sahadan not
Ormanda bir pusula ile 5 dakika geçirdiğinizde doğru sanılan bu yanlışın çürüdüğünü gözlerinizle görüyorsunuz.
Orman Mümessili

Orman mühendisi ve bushcraft rehberi


